
Aralık 17th, 2010

admin
“Kendin gibi ol”, “kendini bul”, “kendini tanı”, “kendini kandırma”, “kendine sahip çık” şeklindeki sözlerin anlam bulacağı bir süreçte; insanın nasıl kendisini bulabileceğini veya bulduğu şeyin kendisi olup olmadığını nasıl anlayabileceğini görmek ister misiniz?
Kendimiz kayıp mıyız?
Kendimiz değilsek biz kimiz?

Aralık 17th, 2010

admin
Cinsel terapi; bireylerin cinsellik alanında duygusal ve davranışsal sorunlarının çözümünü, cinsel ve ruh sağlıklarının geliştirilmesi ve korunmasını amaçlayan tekniklerin genel adıdır. Cinsel işlev bozukluklarından dolayıbozulan ruhsal dengeyi sağlamak, yeniden cinsel eğitim vermek, düşünce ve duygu alışverişi kurmak, çiftlerin veya bireylerin kendilerini tanımalarını sağlamak, cinsel çatışmaları çözümlemek, bu çatışmalardan doğan kaygı ve gerginlikleri azaltmak, çiftler arasındaki ilişkileri iyileştirip olgunlaştırmak için kullanılan tüm teknik ve yöntemlerecinsel terapi diyebiliriz. Bir başka deyişle; cinsel terapi; zihinsel ve duygusal sorunları olan ve bu sorunlarla baş etme gücü yetersiz kalan kişilere belli bir amaç ve plan doğrultusunda belli teknik ve yöntemlerin uzman kişilerce uygulandığıprofesyonel bir yardım hizmeti sürecidir. Ya da cinsel terapi zihinsel ve duygusal sorunları olan kişilerle zihinsel ve duygusal bağlantı kurularak yürütülen tedavi etme bilim ve sanatıdır.

Aralık 17th, 2010

admin
Neden bazı insanlar cinsel anlamda mutsuzken diğerleri mutludur? Neden bir insan cinsellikten haz alırken diğeri haz almaz? Neden bir insan cinselliği yaşarken korku ve kaygı doluyken bir başkası inanç ve güvenle doludur? Neden bir insan cinsellikte çok büyük başarılar kaydeder de diğeri baş aşağı yuvarlanır? Neden bir insan cinsellikte dahiyane işler yaparken diğeri ne denli isterse istesin doğru dürüst bir iş beceremez? Neden bir kadın mutlu bir evlilik yapmışken kız kardeşi mutsuz ve bahtsız bir evlilik yaşar?
Bilinciniz ve bilinçdışınızın bir yerlerinde bu sorulara cevap bulabilir misiniz? Kesinlikle evet! Doyurucu bir cinsel yaşama sahip olmak kişinin elindedir. Bunun için öncelikle cinsellik hakkındaki önyargı ve saplantıları aşmak şart. Cinselliğe bakış açımızı değiştirmeden sağlıklı bir cinsellik yaşamamız mümkün değil. İşte bu gereklilikten yola çıkarak yeni bir kavram: “Cinsel Terapi”

Aralık 17th, 2010

admin
EFT, Stanford’lu bir mühendis, Gary Craig tarafından geliştirilmiş bir enerji tekniğidir ve adını “Duygusal Özgürlük Teknikleri” anlamına gelen “Emotional Freedom Technique” in baş harflerinden alır. Çinliler 5000 yıldır enerji sistemini, meridyenleri ve bunun sağlık üzerine etkisini zaten biliyor ve başarıyla kullanıyorlar. Şimdi doğunun bilgi birikimi batının analitik yaklaşımıyla sentezlenerek sadeleştirildi ve herkesin kısa sürede öğrenerek kendi başına rahatlıkla uygulayabileceği pratik teknikler haline getirildi. EFT Çin tıbbındaki enerji meridyenleri ile batının kinesyolji ilminin çok başarılı bir sentezidir. EFT’yi akupunktur, akupressure gibi tekniklerin iğnesiz yapılan bir versiyonu olarak da değerlendirebiliriz. Hatta psikolojik bir masaj tekniği olarak da görebiliriz. Aynı enerji meridyenleri kullanılarak yapılan akupunktur tedavisine çok benzemektedir. Bu teknik fiziksel ve duygusal rahatsızlıkları tedavi etmekte kullanılır. Akupunkturden farkı iğnelerin kullanılmamasıdır. İğneler yerine, belirli bir problemi düşünürken kafanıza veya göğsünüze parmak uçlarınızla yapılan kısa ve hafif vurmalardır. Bunun amacı belli meridyenlere kinetik enerji akışını sağlamaktır. Kişinin düşündüğü olay erken boşalma, sertleşme sorunu, travmatik bir olay, bir bağımlılık veya ağrılar olabilir. Bu vurma işlemleri yapılırken kişi olumlu ifadeleri de dile getirmelidir. İşin sırrı buradadır. Vurma işlemleriyle bu olumlu ifadelerin bir arada kullanılması, vücudun bioenerji sisteminden kısa devrelerin duygusal engellerin temizlenmesini sağlar. Bu duygusal engeller kişinin aklının ve vücudunun dengesini bozuyor olabilir. Bu yüzden bu engellerin ortadan kalkması kişinin ideal sağlığına ulaşmasında ve fiziksel hastalıklarının iyileşmesinde çok önemlidir.

Aralık 17th, 2010

admin
“İnsan, var olduğu günden bu yana sürekli olarak, içinde bulunduğu evreni tanımaya çalışmış, ancak bu çabası içinde en az tanıyabildiği varlık yine kendisi olmuştur. Bunun nedeni ise, en gelişmiş canlı olan insanın, yine insan tarafından incelenmiş olmasıdır.”
Engin Geçtan
Hikâye, öykü, anekdot veya mecazlara metafor denir. Danışanın dikkatini toplamak için sürpriz, şok, şüphe, şaşkınlık, kafa karışıklığı, saklı anlamları kullanma, soru sorma, sözcük oyunu, mizah, hikâye ve anekdot teknikleri kullanılabilir. Tedavi edici her metaforun bir yapısı ve gizli planı olmalıdır ve genellikle bir sürprizle bitmelidir. Bazı metaforları yavaş bir ritim ile tekrar tekrar anlatarak bilinçli bir hipnoz hali (Ericsonian Hipnoz) yaratılabilir. Yaniterapist hipnoz yapmadığında bile hipnoz yapan bir insan olmalıdır. Gizli telkinleri çeşitli hikâye, öykü, anekdot veya mecazların içine gizlice yerleştirerek vermeye metaforlarla psikoterapi denir. Böylece hastada bilinçdışı bir direnç geliştirmeden değişim sağlanmış olur. Çünkü şaşırtıcı ve hastanın tüm dikkatini toplayıcı özellikler taşıyan metaforlar, terapist tarafından yerinde ve zamanında kullanılırsa; danışanın ruhuna hitap edebilir, kendi metaforunu yaratmasına ve hayatını değiştirmesine yardımcı olabilir. Yani danışan değişime zorlanmamalıdır. Metaforlarla psikoterapi konusunda dünyanın en tanınmış terapistlerinden biri olan M. Erickson bu konuya şu şekilde dikkat çekmiştir: “Psikoterapide ilk anlamanız gereken şey; danışanın düşüncelerini değiştirmeye zorlamamanız gerektiğidir. Danışanınızın düşüncelerini değiştirmeye zorlamaktansa o düşünce ile birlikte yol alınız (o düşünceye eşlik ediniz) ve danışanınızın düşüncelerini kendi isteğiyle değiştirmesine olanak sağlayan durum ve fırsatlar yaratınız.” Ayrıca Erickson “eğer siz yapmazsanız ben yaparım” diyecek kadar terapide aktiftir. Çünkü terapist sadece dinleyen, konuşan ya da telkin veren kimse değil gerektiğinde organize eden, yaparak gösteren iyi bir rehberdir. Bu konuda M. Erickson; “psikoterapide tüm yaptığınız ilk önce hastanızın dünyasını örneklemek, sonra hastanın dünyasına örnek olmaktır.” demektedir.

Aralık 17th, 2010

admin
İnsanoğlu 3 boyutlu bir bütünlüktür. Bunlar;
—bedensel,
—zihinsel ve
—ruhsal.
Bedensel ve zihinsel boyut kalıtsal faktörleri ve doğuştan getirilen dürtüleri içermektedir. Anlam yoluyla terapianlamına gelen logoterapi üçüncü boyut üzerinde durur. Ruhsal boyutun kaynağı ruhsal bilinçdışıdır. Vicdan, aşk ve estetik bilinç ruhsal boyutun ürünleridir.

Aralık 16th, 2010

admin
Bibliyoterapi, kişinin duygusal sorunların anlaşılabilmesinde, yaşama uyum sorunlarının ele alınmasında ve kişinin içinde bulunduğu gelişim dönemlerine özgü gereksinimlerini tanıyabilmelerinde kullanılabilir. Doğru zamanda, doğru bireyle, doğru kitabı buluşturmak olarak tanımlanabilen bibliyoterapi, okuma yoluyla tedavi demektir. Kitaplar ve diğer okuma materyallerinin, eğitim amaçlı CD ve DVD’lerin terapotik amaçlı kullanımı terapide çok önemlidir. Çünkü kişi elde ettiği bilgiyle, terapistin rehberliğinde kendi yaralarını saracaktır, istediği takdirde değişimini başarabilecektir. Bunu sağlıklı yapabilmesi için bilgiye ihtiyacı vardır. Kişi edindiği bilgilerle, yalnız başına olduğu kişisel mücadelesinde kendine destek olabilir. Aslında yapılan, doğru zamanda, doğru kişiyle, doğru kitabı buluşturarak, onun rahatlamasına yardımcı olabilmektir (Philpot,1997). Okunan bir kitapla danışanın kişiliği arasında dinamik bir ilişki kurulması ile başlayan süreç 3 evrede gerçekleşir. Bunlar,

Aralık 15th, 2010

admin
PSİKOTERAPİ
“Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını aramayı alışkanlık haline getirmiş milletler; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkûmdurlar”
M. Kemal ATATÜRK
PSİKOTERAPİ NEDİR?
Psikoterapi; bireylerin ruhsal alanda duygusal ve davranışsal sorunlarının çözümünü, ruh sağlıklarının geliştirilmesi ve korunmasını amaçlayan tekniklerin genel adıdır. Bilinçli ve bilinçdışı çatışmalardan dolayı bozulan ruhsal dengeyi sağlamak, psikolojik eğitim vermek, düşünce ve duygu alışverişi kurmak, çiftlerin veya bireylerin kendilerini tanımalarını sağlamak, ilişki çatışmalarını çözümlemek, bu çatışmalardan doğan kaygı ve gerginlikleri azaltmak, çiftler arasındaki ilişkileri iyileştirip olgunlaştırmak için kullanılan tüm teknik ve yöntemlere psikoterapi diyebiliriz. Bir başka deyişle; psikoterapi; zihinsel ve duygusal sorunları olan ve bu sorunlarla baş etme gücü yetersiz kalan kişilere belli bir amaç ve plan doğrultusunda belli teknik ve yöntemlerin uzman kişilerce uygulandığı profesyonel bir yardım hizmeti sürecidir. Ya da psikoterapi zihinsel ve duygusal sorunları olan kişilerle zihinsel ve duygusal bağlantı kurularak yürütülen tedavi etme bilim ve sanatıdır.

Aralık 15th, 2010

admin
“İçimde sıkıntı var, bunaltı var”
“Anlamsız bir boşluk hissediyorum”
“Mutlu değilim”
“Sık sık ağlıyorum”
“Huzursuzum”
“Gerginim”
“Çok sinirliyim”
“Kötü bir şeyler olacak diye endişe duyuyorum”
“Hayattan tat alamıyorum”
“Sık sık kendimi kaybediyorum, bayılıyorum”
“Hastalığımın çözümünde farklı yollar arıyorum”
“Hastalığın bir kader olmadığını düşünüyorum”
“Evliliğimde sorunlar yaşıyorum”
“Eşimle boşanmanın eşiğine geldik”
“Erken boşalıyorum”
“Sertleşme sorunlarım var”
“Cinsel isteksizlik yaşıyorum”
“Cinsellikten bir şey anlamıyorum”
“Cinsel ilişkiye girmekten korkuyorum, kasılıyorum.”